margin: 0px; margin-top: 30px; } td { font-family: "Trebuchet MS"; verdana, arial, sans-serif; font-size: 10pt; line-height: 1.7; color: #200000; } td.title { border-bottom: 1px dashed #200000; } td.leftside { padding: 10px; padding-left: 0px; text-align: justify; } td.rightside { padding: 10px; border-left: 1px dashed #000000; line-height: normal; } td.eyes { padding-left: 10px; padding-bottom: 3px; } div.avatar { float: left; margin: 5px; margin-left: 0px; margin-bottom: 0px; } h2 { font-family: "Trebuchet MS"; verdana, arial, sans-serif; font-size: 20pt; color: #200000; margin-bottom: 12px; } h3 { font-family: "Trebuchet MS"; verdana, arial, sans-serif; font-size: 10pt; color: #000000; margin-bottom: 2px; } font.gray { color: #000000; } div.author { margin-top: 3px; margin-bottom: 6px; } a:link { color: #000000; } a:visited { color: #000000; } a:hover { color: #000000; }
http://suleyukselsenler.blogcu.com/

KONUŞAN FOTOĞRAFLAR

10/7/2007 - konya resimlerine devam ediyoruz
Kategori: tarihi resimler


hayat kapılarla doludur. her karar vermekliğimizin belirmesinde bir kaç kapı çıkar karşımıza ve girmek zorundayızdır birinden illaki. yoksa onlara bakıp hayıflanır dururuz.gireriz kapıdan ve sürükleniriz bizi götürdüğü hayata. ve her kapının sonunda bir kapı vardır. işte orada seçme şansı yoktur. herkes geçer ve gider o kapıdan. o kapının ardından gelen yoktur, bir haber de yoktur gidenlerin ardından......

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3/6/2007 - bir tane daha kapı
Kategori: tarihi resimler

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

1/6/2007 - kaldırımın ortasında bir kabir
Kategori: tarihi resimler



Resimde görmüş olduğunuz kabir gerçektende kaldırımın ortasında. kaldırımda kabirin ne işi var diye sorabilirsiniz biz sorduk ve cevabını şöyle aldık: önceleri kaldırım ve hemen yanındaki yol karşı taraftaki mezarlığa kadar hep kabirlerle doluymuş yani mezarlığın bir parçasıymış. fakat daha sonra yol yapımı için bu yer dozerlerle dümdüz edilmiş. dozerler bu görmüş olduğunuz kabire gelince çalışmıyormuş bu yüzden kabri orada bırakmak zorunda kalmışlar.eğer bu olay hakkında daha ayrıntılı bilgisi olan varsa bu kabir de kim yatmakta onu da öğrenmek isterim doğrusu.
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

1/6/2007 - konya resimlerine devam ediyoruz
Kategori: tarihi resimler

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

1/6/2007 - konya resimlerine devam ediyoruz
Kategori: tarihi resimler

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

1/6/2007 - konya resimlerine devam ediyoruz
Kategori: tarihi resimler

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

1/6/2007 - konya resimlerine devam ediyoruz
Kategori: tarihi resimler

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

1/6/2007 - konya resimlerine devam ediyoruz
Kategori: tarihi resimler

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

1/6/2007 - konya resimlerine devam ediyoruz
Kategori: tarihi resimler

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

31/5/2007 - Namaz Çiçekleri Kampanyası
Kategori: tarihi resimler


tıklayın

KİM HASTA?


Sıradan bir hafta sonuydu. Tatilin tadını çıkarmak adına geç saatlerde kalkmış, kahvaltı yapıp, “bugün ne yapabilirim, geriye kalan vaktimi nasıl değerlendirebilirim” diye düşünürken cep telefonum çaldı. Çalıştığım hastaneden arıyorlardı. Ne olabilirdi ki? Umarım tatilimi mahvedecek bir şey değildir, diye düşündüm.

Görevli arkadaş icapçı hemşire olduğumu, İstanbul’a bir hastanın götürüleceğini ve en geç 20 dakika içerisinde hazır olup hastaneye gelmem gerektiğini söyledi. Ben de hazırlandım tabi, ama söylene söylene. Nerden bilebilirdim bu yolculuğun hayatımı değiştireceğini!

Hastaneye geldiğimde ambulans hazır halde beni bekliyordu. Fakat hasta yoktu. Evinden alınıp sonrasında da İstanbul Fatih’teki evine bırakılacaktı.

— Oh, dedim, demek ki hastanın önemli bir problemi yok. Gerekli malzeme kontrollerini yaptıktan sonra yola koyulduk.

Hastanın evine vardığımızda bir doktor karşıladı bizi. Hastanın ilerlemiş bir beyin tümörünün olduğunu ve yapmam gerekenleri bir bir anlattı. Hastayı sedyeyle ambulansa aldığımızda bilinci yarı açıktı. Bazen bizi işitiyor, bazen de derin bir uykudaymışçasına hiç konuşmuyordu. Eşi de yanında refakat etmekteydi. Bir süre bu şekilde gittikten sonra hasta idrarının geldiğini söyledi. Bir ördek yardımıyla bu işi hallettik. Sonrasında da eşinin kulağına bir şeyler fısıldadı.

— Eşinizin ağrısı mı varmış, dedim.

— Hayır, namaz vakti geldi mi diye soruyor, dedi. Abdest alacakmış da.

— Nasıl yani, yerinden bile kalkamıyor, nasıl abdest alacak! Üstelik verdiğimiz ilaçlar devamlı idrar yaptırır ve abdesti sık sık bozulur, o zaman ne yapacağız?

Hastanın gözleri ilaçların etkisiyle yavaş yavaş kapandı ve derin bir uykuya daldı. Belli bir süre bu şekilde devam etti yolculuğumuz. Hasta bir ara gözlerini aralayıp:

— Namaz vakti geldi mi, dedi.

— Evet, dedi karısı.

Hasta, ambulansı uygun bir yerde durdurup, kendisi için bir tuğla parçası arayıp aramayacağımı sordu:

— Tabiî ki ararım, dedim. Ama ne yapacaksınız ki tuğla parçasını?

— Abdest alacağım hemşire hanım, dedi bitkin bir şekilde.

Aman Allah’ım, “yoldayım” diye kılmadığım, “uykusuzum” diye kazaya bıraktığım, “biraz sonra kılarım” diye ertelediğim namazlarım geliverdi aklıma.

Ambulansı bir tesiste durdurduk ve bir tuğla parçası aramaya koyuldum. Birinci adım, ikinci adım derken bir de baktım ki tuğla parçası karşımda duruyor. Sanki bilinçli bir el onu benim almamı istercesine oraya koymuş gibiydi âdeta.

Tuğla parçasını aldım, hastaya verdim. Taşı karnının üzerine koydu ve yolculuk boyunca her abdesti bozulduğunda teyemmüm edip abdest aldı ve ardından namazını eda etti. Bilinci yerindeyken, dudaklarında hep bir mırıltı, durmadan dua ediyordu.

Allah’ım nedir bu yaşadıklarım. Bu insanlar gerçek olabilir mi, diye geçiriyordum içimden. Yerinden kalkamayacak kadar hastayken “namaz vakti geldi mi” diye soruyordu adam. İmkânsız olduğunu düşünürken tuğla parçasını bulmam, adamın devamlı teyemmüm abdesti alması o kadar garibime gitmişti ki…

Başım ağrıyor, romatizmam var, ayaklarımda mantar var, uykusuzum, yorgunum, işlerim çok yoğun gibi bahanelerle abdestten, namazdan kaçanlar var ya,  onlar geldi aklıma. Kendim geldi aklıma. Utandım, yıkıldım ve o adamı tanıdıktan sonra namaza dört elle sarıldım, sanki namazla yeniden dirildim.

 

Sanırım, hastanın sonunu merak ediyorsunuz. Hasta kısa bir süre sonra vefat etmiş. Nasıl öldüğünü tahmin ediyorsunuzdur herhalde. Nasıl yaşadıysa öyle.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Müslüman, toprak gibi olmalı. Hepimiz topraktan çıkıp, toprağa döneceğimiz gibi; herkes, ama herkes, içinde yetişip büyüdüğü [yere yöreye] bir gün geri döneceğini, [hesaba çekileceğini] bilmeli.

Kategoriler

Arkadaşlarım

mucahid23
sadakat ...
onlaruyurken
bferi
affeyleallahim
yabanavuclar
cemrenur991
dogusundogusu
mustafabalci
sosyalmesele
apolitik
shakird
5n1kbysello
sevgigezegeni
bedish
netsozlugu
aliosmantezcan
samiyusufturkiye
suleyukselsenler