Cennetin çiçekleri Senin kokunu taşır,
Benzemeye çalışır, beyazlıkta kar Sana
Güneş güzel yüzünden parlaklık aldı ey Gül,
Acep hayran olmadan, hangi göz bakar Sana?
Aşkının esiridir, ne çöl, ne de da tanır;
Bu sevdalı gönüller, su gibi akar Sana!
Varlık bahçesi Senin nurundan yaratıldı,
Hep medyun, hep minnettar, her can, her nigâr Sana!
Tebessümün ayların; zührenin sevincidir,
Nice hasret çekmede, bu bülbül-i zâr Sana!
Güllerin efendisi olmak kolay de ildir,
Gıpta etmede ey Gül, binlerce gül-zâr Sana!
Yusuf, Senin dalında çiy tanesidir sanki,
Dîvâne kesilir göz etse, bir nazar Sana!
Tarih 17.3.2003.Kalbi olan, kalbini başkalarının yaraları için merhem niyetine taşıyan bir genç kız öldürüldü.Tek gayesi İsrail mezaliminin yaraladığı, öksüz-yetim bıraktığı çocuklara arka çıkmak olan...
Henüz 23 yıllık bir geçmişe sahip genç bedenini siper etmeye çalışan ABD'li bir genç kız vahşice öldürüldü.
Adı Rachel Corrie.
Buldozerlerin önüne kendi bedenini siper ederken ve üstelik Batılı, beyaz, ABD vatandaşı olarak bu siperin işe yarayacağını düşünürken, buldozer iki defa geçti üzerinden.
Yalan, yavan ve oldukça hastalıklı yüz ifadesi ile Bush, Iraklı çocukları öldürmeye gidişinin adını "bekleyin sizi kurtaracağım" yalanına çevirmeye uğraşırken...
Vücut dilini, sesini, mimiklerini inanmadığı rolü, sahici kılabilmek için zorlarken... Kendi vatandaşının, Rachel'in adı kalbine uğramadı bile.
Filistinli çocuklara destek olmak onların yaralarına ve yalnızlıklarına arka çıkmak için yerini yurdunu bırakıp giden Rachel'in empatik yeteneği öylesine gelişmişti ki, kameraların önünde Filistinli çocukların ihtiyaçlarını anlatırken bütün çocuklarını savaşa kaptırmış bir anne yüreğinin öfkesiyle konuşuyordu.
Rachel Corrie öldü. Rahman ve rahim olan Rabbim, kendi bedenini, zalimlerin zulmü için siper etmeye çalışan genç kızın günahlarını affetsin. Filistinli çocukların yaralı kalplerinde Rachel Corrie'nin merhameti boy verecek bundan böyle.
Rachel Corrie öldü. Savaşın yaraladığı çocuklara merhem diye kendi kalbini götürürken!
Siz ne yapıyorsunuz?!
Kalbi olanlar!
Kalbine dua sığdıranlar!
Abdestsiz yere basmayanlar siz ne yapıyorsunuz!
Seslenseniz sesinizi duyacak kadar yakın olan Iraklı çocuklar için siz ne yapıyorsunuz?!
"Bizim Türkiye'de ilk defa tesettür mücadelesini başlattığımız tarihten bu yana aradan tam 40 yıl gibi uzun bir zaman geçti. Bugün bu acizin anılarını okuyanların çoğu, o tarihlerde henüz hayatta bile değillerdi... Benim gitgide ahirete yaklaştığım şu ahir ömrümde, benden bu dinlediklerinizi sizlere bir emanet ve bir miras olarak bırakıyorum..."
Yazmak zor ölümü ve yazmak acı veriyor ayrılığı… çünkü sevdiklerimizden ayrılıyoruz ve çok sevdiğimizi anlıyoruz, ayrılacağımızı anladığımız zaman.
Koskoca hayatlar bitiyor ve tükeniyor nefesler. Geliyor malum son, kim kalmış ki gitmeyen?
Fakiri- zengini, zalimi-mazlumu, güzeli-çirkin,i alimi-cahili, annesi-çocuğu, babası, dedesi, amcası, halası…hepsi tüketmişler verileni ve terk etmek gerektiği için bu fani alemi,gitmişler gözleri arkada…
Ama en zoru da ölümü beklemek olsa gerek. Öleceğini ve biçilen ömrü bilip yaşamak olmalı en zoru. Ondan değil mi ki ölümün gayb oluşu da zaten.
Müslüman, toprak gibi olmalı. Hepimiz topraktan çıkıp, toprağa döneceğimiz gibi; herkes, ama herkes, içinde yetişip büyüdüğü [yere yöreye] bir gün geri döneceğini, [hesaba çekileceğini] bilmeli.